User Rating: 5 / 5

Star ActiveStar ActiveStar ActiveStar ActiveStar Active
 

Ağlamak. İnsan hayatındaki önemli eylemlerden birisi. Gözyaşı ve su bağlantıları ilginç şekilde kurulabilir. Ağlamak insanın ilk öğrendiği eylemlerden birisi belki de. Çıktığı sessiz ortamdan aşırı gürültü olan ortama geçiş ve poposuna yediği ilk tokat bu eylemi gerçekleştirmesini sağlıyor.

 

Daha sonra ağlamak bir iletişim aracı olarak kullanılmaya başlıyor, çocuğun hayatında. Karnı acıktı mı, ağlıyor, altı kirlendi mi ağlıyor, kötü hissetti mi ağlıyor, korktu mu ağlıyor.

 

Cem Karaca'nın şarkısı da böyleydi. Doğarken ağladı insan, bu son olsun bu son. Ama insan hayatında bu yapı başka şekillerde devam edecektir.

 

Eski Isparta'da çocuklar dünyaya gelince ağlanırmış, doğum gerçekleştikten sonra ise herkes seviniyor şimdi. Sağlıklı bir doğum olduğu için ve aileye yeni bir birey katıldığı için.

 

İleriki yaşlarda ise ağlamak çaresiz kalınan durumların ifadesi. Anne babadan yenen bir tokat, bir odaya hapsedilmek, tacize uğramak, öğretmenin kızması veya dövmesi, zayıf not almak, arkadaşlarından ayrılmak, oturduğu şehirden ayrılmak, sevgilisinden ayrılmak, eşinden ayrılmak, yakınların kaybı ve bunun gibi sayılabilecek binlerce olay ağlamanın farkında olmadan başlamasını sağlıyor.

 

Kişi çok sevindiğinde de de ağlıyabiliyor çok üzüldüğünde de. Hatta çok güzel bir sevişme ve ulaşılan derin orgazm sonrasında bile hüngür hüngür ağlayanlar olduğu yazıyor kitaplarda. Aşırı şekilde ve uzun süreli olarak gülmek de zihindeki kapakları açabilir, bu durumun hemen ardından şiddetli bir ağlama krizi ve gözyaşı dökümü başlayabilir.

 

Gülmek gibi, ağlamak da farkında olmadan ortaya çıkan bir eylem. Birden başlıyor ve daha sonra gözlerden akan gözyaşları. Bazen bir damla gözyaşı, bazen sular seller gibi dökülen gözyaşları, bu dah duruma gösre değişiyor. Kalabalık içinde ağlamak kolay değil, o yüzden bu eylemin yalnız başına gerçekleştiği durumların daha fazla olduğu söylenebilir.

 

Ağlamak da aşk gibi, ayrılık gibi, insanın ortak eylemlerinden birisi. Bu yüzden çok şarkı yazılıyor ki, insanların duyguları ile harekete geçirilsin ve şarkılar dinlensin.

 

Kadınlar daha kolay gözyaşı döküyorlar ve ağlıyorlar. Erkeklerin ise bunu yapması kolay değil. “Erkekler ağlamaz” diye Nilüfer'in bir şarkısı vardı. Aradaki fark kadınların duygularını daha kolay ifade etmeleri ve değişime erkeklerden daha az direnç göstermeleri. Bu yüzden hayatlarının herhangi bir anında kadınlar, erkeklerden çok daha kolay değişimi gerçekleştirebiliyorlar. Erkekler ağlayamadıkları ve duygularını ifade edemedikleri için kadına şiddet bu kadar artmış durumda. Ağlayabilselerdi şiddetin azaldığını görecektir.

 

Ancak bugünkü bilgilerimin ışığında kolaylıkla şunları söyleyebilirim. Ağlama ortaya çıkmadan önce zihinsel kapakları çağrışım ya da fiziksel yolla açacak bir sebep olması gerekiyor. Anlatılan bir hikaye de olabilir, yenen bir tokatta olabilir, sevgiliyi, ya da eşi başka biri ile görmek de olabilir, beklenmedik şekilde işten atılmak ya da bir içerikteki başarısızlık olabilir. Bu ise geçmişte yaşanan kötü tecrübelere ait duyguları yüzeye taşır. Ortaya çıkan duygular ağır ise, gözyaşı ortaya çıkar. Zihinde geçmişte yaşanmış çok sayıda kötü tecrübe varsa, gözyaşı o kadar çok olacaktır.

 

Bu anlamda ağlamanın rahatlamak olduğunu söyleyebiliriz, kolaylıkla. Ağladım rahatladım diyen çok sayıda insan var. Bu anlamda ağlamak biraz da “razı” olmaktır, diyebiliriz.

 

Su burada önemli, ağlayarak rahatlanabildiği gibi, temizlik yaparak, denizi seyrederek, yağmurda dolaşarak da rahatlanabilir. Su bizi rahatlatır. Ancak değişimi ortaya çıkarmaz. Çözüm kötü tecrübeler ait duygularının etkilerinin ortadan kaldırılmasıdır. Ata sözlerimiz içinde “Su akar, deli bakar” sözü, suyun herkesi sakinleştirebildiğine dair bir sonuçtur . Çok ağlamaya başlamışsanız, değişim zamanı gelmiş de geçiyor demektir. Karar sizin..

 

Cengiz Eren

NLP Uzmanı ve Eğitmeni